Sokak fotoğrafçılığında ilk bir ay ve düşüncelerim.

İstanbul'un klişeleriyle kendi gerçekliğim arasında bir yolculuk. Mesafeli bir ilgiden, sokak fotoğrafçılığının dünyasına adım atış hikayesi. Klişe korkusunu aşma, dünyaca ünlü fotoğrafçıların gözünden öğrenme ve sokaklardaki ilk ayın samimi muhasebesi.

8 dk okuma
1411 gösterim Pazarlama Teknolojisi #self-education
Sokak fotoğrafçılığında ilk bir ay ve düşüncelerim.

Öncelikle bu işten bu kadar keyif alacağımı hiç tahmin etmemiştim diyerek başlayım.

Fotoğraf sanatına uzaktan ve mesafeli bir ilgim vardı, bir gün denemek isteyebileceğim bir hobiydi.

Fakat istemek başka bir şey istediğin şeyi tahlil edip sana uygunluğuna inanmak başka bir şey.

Fotoğrafçılıkta ilgimi çeken ilk şey yıldız pozlama, astro fotoğrafçılık gibi geceye ait şeylerdi.

Zamanla ilgimi çeken bir başka şeyse kuş fotoğrafçılığı oldu.

Doğaya ait şeyler her zaman ilgimi çekmiştir.

En az ilgimi çeken şeyse o sokak fotoğrafçılığı oldu.

Kamerayı elime alır almaz ilk başladığım yer de en az ilgimi çeken ve artık binlerce farklı varyantı çekilerek klişeleşmiş İstanbul sokak hayatı kareleri oldu. Bunları o kadar çok gördük ki özellikle fotoğrafa meraklı değilsek ya da çok ekstra ilginç bir fotoğraf değilse hiçbir sokak fotoğrafı ilgimizi çekmiyor. Galata Köprüsü ve balıkçılar, simitçiler, mısırcılar, kestaneciler, camiler, Galata Kulesi...

Klişelerden klişe beğen.

Ama... Bunlar senin klişelerin. İstanbul'un ise gerçekliği.

Klişeye düşme korkusu, tramvay fotoğrafı, simitçi - kestaneci fotoğrafı çekme korkusu içimi kaplamıştı... Yaptığım herhangi bir şeyde sıradanlaşmayı sevmem. Ben bir insanım ve dümdüz bir makarna bile yapacak olsam ona mutlaka kendi uydurduğum bir sosu eklerim.

Bu bir ayda dünyanın gelmiş geçmiş saygın sokak fotoğrafçılarının çektiği binden fazla fotoğrafı inceledim.

Japon fotoğrafçılar mesela çok iyiler. Hepsi Tokyo'yu çekiyor, benzer temalar küçük farkla...
Her iyi fotoğrafçının kendine has bir gözü, kendine has bir konuyu işleyişi var.

Klişe neye nasıl baktığınla ilgili. 

Dikkatimi çeken ve benim bakış açımı değiştiren bir başka şeyse alman fotoğrafçı Siegfried Hansen oldu.

Bir röportajında 10 yıldır Hamburg Balık Pazarı fotoğrafladığını ve orada çöplerin arasında her zaman ilginç bir şey yakaladığını söyledi... Ve ekledi "Eğer ayda 1 tane iyi kare yakalayabiliyorsan gerçekten iyi bir iş çıkarmışsındır".
Bu ne anlama geliyor, koskoca Siegfried diyor ki her zaman iyi kareler çıkmayabilir, buna alış. Ayrıca bir tema, bir lokasyonda uzmanlaşmanın da getirisi büyük.
O röportaj: Meet Germany's most respected Street Photographer - SIEGFRIED HANSEN

 

Negatif Düşüncelerimle Uzlaşmam Gerekti

Ne istiyorum: Fotoğraf çekmek!

Astro çekebilir miyim: Evet ama bunun için şehrin çok dışına çıkman lazım. Bilmeyenler için şöyle söyleyim, astro fotoğraf çektiğiniz yerde hiçbir lamba, trafik, insan ışığı ya da yerleşim yerlerinden yansıyan ışık olmaması gerekli yani zifiri karanlık lazım. İş güç arasında sürekli seyahat, evden uzaklaşma ve ciddi planlama istiyor. Havada bulut olmayacak, zifiri karanlık olacak, uygun bir lokasyon bulacaksınız... Sürdürülebilir ve devamlı yapılacak bir hobi değil. Hem bir milkway fotoğrafını kaç defa, kaç farklı şekilde sıkılmadan çekebilirsin? Beş, On, Yüz, Bin… O kadar. Evet, uzay gizemli ama zaman, lojistik, konaklama ve iş hayatı diye gerçekler var. Senede maksimum 1 defa yapabileceğim bir şey bu.
Uwo'nun çektiği fotoğraflar beni yıllar önce çok etkilemiş ve bir gün ben de yapacağım demiştim.
Uwo - Instagram

Kuş fotoğrafı çekebilir miyim: Evet ama yine bunun için göç yolları takip etmek, şehrin dışına çıkmak ya da şehir içinde sürekli kuş peşinde koşmak gerek. Mevcut hayat düzenim, iş düzenim bu kadar geniş zaman isteyen ve yolculuğu bol bir hobi için şimdilik uygun değil. Bilmeyenler için şöyle söyleyim, o gördüğünüz muazzam kuş fotoğraflarının arkasında saatler, günler süren bir emek ve çoğu zaman yüzlerce kilometre gidilen yollar gizli. Böyle bir hobi de benim yine senede bir defa yapabileceğim ve sürdüremeyeceğim bir uğraş haline gelecekti. Bunu en iyi yapanlardan birisi Murat Saltık, muazzam bir iş yapıyor. Murat Saltık - Instagram

 

Moda fotoğrafı, birilerinin sürekli portrelerini çekmek vb. şeyler de hiç ama hiç ilgimi çekmiyordu.

 

Bir Hobi İçin Satın Alınan Şeylerin Kaderi: Bir Kenarda Çürümeye Terk Edilmek.

Yapmak istediğiniz şeyin sürdürülebilir olması, hayatınız, kimliğiniz ile uyumlu olması ve sizin de net bir hedefe sahip olmanız gerekir ki hobinizi icra edebilesiniz.
Eğer ilgi alanınızı sürdürülebilir kılmazsanız ve tabiatınıza uygun değilse günün sonunda o hobi için aldığınız enstruman / alet / makine etc. bir kenarda çürümeye başlar.

Sokak Fotoğrafçılığına Bakış Açımı Değiştiren Kişiler.

Dedim ya bir ayda binlerce fotoğrafa baktım, ek olarak 1 ayda 10 saatten uzun youtube videoları izledim.

Beni etkileyen ilk kişiler Henri Cartier-Bresson ve Martin Parr oldu. Fotoğrafları aklımı başımdan aldı.

Shin Noguchi. Fotoğrafların içindesiniz.

Hiroji Kubota,

Fan Ho,

Simona Sas (Çok farklı bir dünya),

Kyuwon Lim (Basitlik, sadelik, ışık ve gölge),

Saul Leiter,

Fred Herzog,

Thomas Hoepker,

Karaman İlker (yıllardır takip ediyorum)

Hakan Yaşar.

Hakan Yaşar da bir youtube programında söylediği sözle fikirlerimi değiştirmiştir.
Birisi soruyor “Ya Hakan sen daha ne kadar Karaköy’ün ekmeğini yiyeceksin, başka fotoğraf çekecek yer mi yok?”. Hakan’ın cevabı ise “Hayat orada akıyor ve benim için çok zengin bir yer”… Diyalog tam olarak bu değildi ama buna benzerdi, birebir yazmadım aklımda kalanı yazdım. Bu söz aşağı yukarı Siegfried Hansen’in “10 yıldır Hamburg Balık Pazarı fotoğraflıyorum” sözü ile benzerlik taşıyor.

Hayat neredeyse orada fotoğraf çekmek keyif veriyor.
Zenginlik orada, hayat orada, çeşitlilik orada, insan orada.

Ve gelelim Ara Güler’e.

O adamı da yıllarca “Balıkçı fotoğrafı çekti, hamal çekti, Karaköy çekti” diye snob bir eda ile küçümsemeye kalkıştılar. Ara Güler’I bilirdim ama üstüne pek düşünmezdim, elime kamera alınca anladım ki Ara Güler çok büyük bir usta. Bugün Ara Güler Müzesi’nin çıkardığı bütün kitapları aldım, Ara Güler’in büyüsü fotoğrafa bakınca o anın ve olayın içine size de dahil etmesi. Fotoğrafa baktığınızda siz de artık o karenin bir parçası oluyorsunuz. Saygı ve rahmetle anıyorum kendisini.

Ara Güler

Ara Güler

Gelelim Bana

Bugün aklımda net bir şey yok. Sokağa çıkıp ilginç şeyler çekmek, bir duygu ve bir anı capture etmek hoşuma gidiyor. Nereye kadar sürdürürüm bilmiyorum ama şimdilik çok ama çok keyif aldığım bir uğraş. Evet, bugün makineyi alali tam 1 ay oldu, işte bu 1 ayda eline ilk kez fotoğraf makinesi alan birisi olarak çektiğim kareler.

Herkese güzel bir gün dilerim.

 

Tanrı Kimseye Vermesin Böyle Bir Yalnızlığı - Erdem Kara

Gençler Eğleniyor - Erdem Kara

Köprüden Suya - Erdem Kara

Gün Batımı, Aşk ve Boğaz - Erdem Kara

Hanımlar Gezide - Erdem Kara

Gölgeler ve Duvar - Erdem Kara

Bulmaca Çözen Adam ve Soğanlar - Erdem Kara

Neşeli Ayaklar ve Köprü - Erdem Kara

Kutu Yakalamaca - Erdem Kara

Asyalı Turis Manzara İzliyor - Erdem Kara

Boğaz Köprüsü - Erdem Kara

 

Kapak fotoğrafı: Dollar Gill (@dollargill) | Unsplash Photo Community

 

Erdem Kara

Erdem Kara

Pazarlama teknolojisi, AI otomasyonu, kurumsal yazılım

Pazarlama süreçlerini ölçülebilir sistemlere, tekrar eden işleri otomasyona, teknik kararsızlığı uygulanabilir çözümlere dönüştürüyorum.

Pazarlama ve teknolojiyi daha net yönetin.

CMO’lar ve iş liderleri için hazırlanan kısa bülten; pazarlama teknoloji, otomasyon ve kurumsal yazılım kararlarında pratik görüşler sunar.

İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.
Site içinde ara